Anal

  Geldim, bir yıla yakın zamandır uzaklardaydım. Çok sevdiğim kitaplarıma kalemime, iç sesime, bloga hasret bir yıldı. Evet, insanın kendine bir yıl verip kendine hasret kalması ne tuhaf.

  Mezun oldum. Eve döndüm, şarkıya döndüm. Yollar ile muhabbetim bitti sandım. Yerleşik hayata geçeriz; eker biçeriz, emek verir; karşılığını alırız sandım. Böyle oldu mu emin değilim. İnsan sandıklarının çok fazlasını yaşıyor.

Okumaya devam et Anal

Ekimin Son Günü

Erikson zamanında düşünmüş ve; “elimizdeki bu hayatı bazı zaman dilimlerine pay ediyoruz.” demiş. Kitaplara; “Erikson’un psikososyal kişilik gelişimi yaklaşımı” diye yazmışlar. Kitaba göre şuan yakınlığa karşı yalıtılmışlık kısmının içinde bulunuyorum. Neyse ki, kitapta yazanla yaşanan bundan çok yıllar önce ters düşmeye başladı da “acaba yalıtıldım mı?” diye düşünmedim. Zaman dediğin akıp gidiyor. Bir yerinde yıkanmak lazım işte.

Okumaya devam et Ekimin Son Günü

Kuş Kutusunun İçinde

IMG-20180916-WA0509

Birkaç zamandır minimalizm, dijital detox, zero waste gibi şeyleri araştırıyorum. Üniversiteyi bitirip bir şeyler yapmak isteyen insan uğraşı bu. Aslında çoğu ‘yeni akımın’ insanın fıtratında zaten olan ancak bazı dış etmenler tarafından unutturulan şeyler olduğunu fark ettim. Bundan yıllar yıllar önce kimse ”ya ben sosyal medyaya biraz ara mı versem” diye düşünmüyordu. Zaten hayatın zaruri ihtiyaçları için kullanılan bir takım şeyler hayatı ve düşünce yapısını etkilemeye başlayınca bazı insanlar bundan rahatsız oldu. Ben de oldum.

Okumaya devam et Kuş Kutusunun İçinde

İlk yarıdan biraz fazla

Evet… Misafirimiz geleli tam 18 gün olmuş. ilk günkü heyecanımı hatırlıyorum. Badiyede blogunun sahibi Zeynep ile birlikte bu Ramazan ayını güzel değerlendirmek için bir takım düşünceler geliştirmiş, çalışmalar yapmış ve sonunda bloglarımızda kendi kendimize meydan okumuştuk. Bu Ramazan ayına güzel bir Hoşgeldin demiştik. Ara ara değerlendirme yazalım dedik ama ben ilk yarıyı biraz uzatıp 18. gün buraya gelebildim.

Peki bu geçen günlerde neler oldu, ne kadar başarılı oldum, ne kadar yenildim? Okumaya devam et İlk yarıdan biraz fazla

Hoşgeldin..

Ve beklenen bir misafir gelmiş gibi geldi Ramazan ayı. Beklenen ama hep hazırlıksız yakalanan bir misafir; özlenen ve güzel karşılamak için telaşlandığımız. Ben birkaç senedir bu misafiri biraz heyecansız beklediğimi fark ettim. Ve bu Ramazan ayında yeniden kendi içime bakıp o heyecan kıvılcımını tutuşturmaya karar verdim. Üstelik bu sefer o ateşin başında yalnız değilim. Okumaya devam et Hoşgeldin..

An

Bazı karşılaşmalar vardır. Hiç ummadığımız anda buluverir bizi. Derin ve güzel izler bırakır. Çocukluğumuzdan kalan bir vişne lekesi gibi orada burada saklamak isteriz onu. Öyle anlardan birindeydim; zamanı durdurmak istediğim anlardan, konuşurken ellerimi nereye koyacağımı bilemediğim anlardan, heyecanımın dört nala koştuğu anlardan.

Okumaya devam et An

Yörünge

Dün gece hep beraber hayat defterimizin sağ köşesinden bir yaprağı usulca kıvırıp yeni bir sayfa açtık. Bütünüyle yaşanmış bir yılı daha geride bıraktık. Kendi kendimize oluşturduğumuz takvimden kendimize bir eski bir de yeni yıl çıkardık. Bilimsel bir açıklaması olmasa da olurdu ama şu hep söylenip durduğumuz Dünya, yaz aylarında azıcık sakinleşsin istediğimiz Güneşin etrafında bir tur döndü. Bu zorlu maratonun bitmesine o kadar sevindik ki; o dönerken biz de anılar biriktirdik. Hepsi bir gecede “geçen yıl” kelimesinin içine girdi.

Okumaya devam et Yörünge

Kuyular

Kuyular derin ve ben Yusuf değilim.

“3 yol” filmi; Yusuf’un gömleğinin bizim asrımıza yayılan kokusu gibi. Srebrenitsa, Saraybosna, Batman ve daha bir çok kuyu…. Herkesin bir yolu, herkesin bir ‘bizim oralar’ı var. Kimine çiçekli yollar düşüyor kimine derin kuyular. Bizim buralarda annelerin yüreğine ateş düşüyor ve biz içimizdeki su kuyusunu bulmak için yollara düşüyoruz. Okumaya devam et Kuyular