Yörünge

Dün gece hep beraber hayat defterimizin sağ köşesinden bir yaprağı usulca kıvırıp yeni bir sayfa açtık. Bütünüyle yaşanmış bir yılı daha geride bıraktık. Kendi kendimize oluşturduğumuz takvimden kendimize bir eski bir de yeni yıl çıkardık. Bilimsel bir açıklaması olmasa da olurdu ama şu hep söylenip durduğumuz Dünya, yaz aylarında azıcık sakinleşsin istediğimiz Güneşin etrafında bir tur döndü. Bu zorlu maratonun bitmesine o kadar sevindik ki; o dönerken biz de anılar biriktirdik. Hepsi bir gecede “geçen yıl” kelimesinin içine girdi.

Okumaya devam et Yörünge

Reklamlar

Kuyular

Kuyular derin ve ben Yusuf değilim.

“3 yol” filmi; Yusuf’un gömleğinin bizim asrımıza yayılan kokusu gibi. Srebrenitsa, Saraybosna, Batman ve daha bir çok kuyu…. Herkesin bir yolu, herkesin bir ‘bizim oralar’ı var. Kimine çiçekli yollar düşüyor kimine derin kuyular. Bizim buralarda annelerin yüreğine ateş düşüyor ve biz içimizdeki su kuyusunu bulmak için yollara düşüyoruz. Okumaya devam et Kuyular

Biz Eskişehir’e mi gitsek acaba?

20181018_191608_0001

Evet evet tam olarak böyle oldu. Sıradan bir Perşembe akşamı arkadaşımla yazışırken canımız sıkıldı ve gidecek bir yer aradık. Eskişehir’deki arkadaşlarla konuşmak, bilet bakmak falan derken kendimizi sonraki gün 11 otobüsünde bulduk. Hayatımda yaptığım sayılı çılgınlıklardan biri olabilir bu. “Yarım saat içinde karar verip başka bir şehre gezmeye gitmek.” Ama itiraf edeyim ki asla pişman olmadığım bir deneyim oldu.

Hazırsak; içimdeki çığlın gezgine uzatıyorum klavyemi.

Okumaya devam et Biz Eskişehir’e mi gitsek acaba?

Bolu Kampı

20180921_103036_0001

Ben öyle inanıyorum ki; doğduğumuz andan itibaren -hatta belki çok daha öncesinde- ihtiyacımız olan şeyler gizli bir el tarafından karşılanıyor. Burada inançlar doğuyor ve burada çoğu insanın ruhu şekilleniyor. Biz kendimize ağaçların ve gezgin ruhların Rabbini seçiyoruz. Bahsetmiştik, bazen olur gitmek ister insan, bazen de içindeki yolları düğümler ve bilemez nereye gitse? Hatta biri çıkar ve ‘nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor’ der. Bizde kıpırtılı bir heyecanla ‘hah işte aynen böyle’ deriz.

Ve ben yine inanıyorum ki; böyle durumlarda da işte o sonsuz güç bizim ruhumuzu tutup ihtiyacımız olan şeye götürüyor. İşte bütün bu yol çeken içim, iyi düşünceler, şükür ve dualar birleşince geçen haftaki gibi güzel bir fırsat çıktı karşıma… Huzurlarınızda Evliya Çelebi’den kalma bir ruhla Köroğlu’nun at koşturduğu dağlarda yaptığım Bolu Aladağ Gençlik Kampı. (10-16 Eylül 2018)

Okumaya devam et Bolu Kampı

Pinhan

20180820_183853_0001

Yıllar önce o güzel filmde sorulan soruyu edebiyatın en özel türü cevapladı. Posta kutuları sırlandı, saklandı, postacılar o pullu zarfları ulaştırmak için koşuşturdu. Bazıları ulaştı, bazıları hiç okunmadı, bazıları işlemeli sandıklarda saklandı. Unutulmak istenilenleri oldu, yakılanları oldu, okunduktan sonra sinelere bastırılanlar ”hasret” kelimesinin tercümanı oldu.

Okumaya devam et Pinhan

Ağaçlar ve gezgin ruhlar

Bir kitapta, bir film repliğinde, bir bankın üstünde, bir duvar yazısında aniden karşımıza çıkan cümleler vardır. Hayat tüm hızıyla giderken yolda durup etrafa bakmışız, şöyle derin bir nefes almışız gibi hissettirir.

“Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.” Okumaya devam et Ağaçlar ve gezgin ruhlar